Türkiye’de gençlerin işgücü piyasasındaki durumu, TÜİK ve Eurostat’ın güncel verileriyle endişe verici bir tablo oluşturuyor. Geniş tanımlı işsizlik, %31,5 ile tarihi bir zirveye ulaşırken, Türkiye’de işgücünden kopan gençlerin sayısı 12,8 milyona yükseldi. Bu durum, sadece dar tanımlı işsizlikle sınırlı kalmayan derin bir yapısal krizin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
İlk bakışta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mart 2026 verileri, mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranının %8,1’e gerilediğini ve işsiz sayısının 2 milyon 873 bin kişiye düştüğünü ortaya koyuyor. Ancak bu olumlu izlenim, arka planda yatan ciddi sorunları göz ardı etmemize neden oluyor. Eurostat ve TÜİK’in verileri, iş bulamayanların yanı sıra eğitimden kopmuş, iş aramaktan umudunu kesmiş ve aldıkları ücretlerin yetersizliğiyle karşı karşıya kalan geniş bir kitle olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
NEET (Ne eğitimde ne istihdamda olan gençler) terimi, Türkiye’de son yıllarda sıklıkla gündeme geliyor. Ancak bu kavramı yalnızca ülke genelinde ele almak, sorunun kökenlerini anlamamıza engel oluyor. Eurostat’ın 30 Nisan 2026 tarihli bölgesel verileri, 15-24 ve 15-29 yaş gruplarındaki gençlerin durumunun coğrafi farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Gençlerin eğitim ve istihdam süreçlerinden kopması, her bölgede farklı yapısal sorunları işaret ediyor. Bazı bölgelerde, gençlerin eğitimden sanayi ve hizmet sektörüne geçişini destekleyecek mekanizmaların eksikliği dikkat çekiyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüksek NEET oranları, kadınların işgücüne katılımını engelleyen sosyo-ekonomik ve kültürel engellerin varlığıyla doğrudan bağlantılı.
Diplomalı işsizlik oranının en yüksek olduğu bölgelerde, eğitim sisteminin piyasa talepleriyle örtüşmediği bariz bir şekilde görülüyor. İşgücü piyasasındaki gerçek durumu daha iyi anlayabilmek için TÜİK’in “tamamlayıcı göstergelerine” dikkat etmek gerekiyor. Mart 2026 verilerine göre, dar tanımlı işsizlik oranının hemen yanında, zamana bağlı eksik istihdamı da dikkate aldığımızda, bileşimsel oran %21’e fırlıyor. Dahası, iş aramaktan umudunu kesenler ve potansiyel işgücünü de kapsayan geniş tanımlı işsizlik oranının %31,5’e ulaşması, Türkiye’de yaklaşık 12,8 milyon kişinin ya işsiz, ya eksik istihdamda ya da potansiyel işgücü konumunda olduğunu gösteriyor. Bu oran, pandemi döneminde bile görülmeyen bir seviyeye ulaşmış durumda ve bu durum, gençlerin geleceğini tehdit eden büyük bir kriz olarak değerlendiriliyor.