TEKNOFEST paydaşları gençlerle buluştu

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, Türkiye’deki sağlık sistemini tek bir finansal modelin altında topladıklarını belirterek, ilaç takip sistemiyle, üretimden ya da gümrükten en son ilacı kullanan kişiye varana kadar bu süreci takip ettiklerini bildirdi.

Türk savunma sanayinin önde gelen isimleri, “TEKNOFEST Paydaşları Gençlerle Buluşuyor” etkinliği kapsamında Haliç Kongre Merkezi’nde gençlerle bir araya geldi.

Etkinlikte Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı ve TEKNOFEST İcra Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Kacır’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde konuşan Birinci, dijitalleşmede çok ciddi bir dönüşüm yaşandığını aktardı.

Birinci, “Türkiye’nin 2002’de 107 bin yatağı var ve 6 bin 800 yatak, tuvaletli, banyolu. Geriye kalan 100 bin yatak çöp. Siz 15-16 yılda 120 bin daha yatak yapıyorsunuz. Aslında 100 yılda yaptığınız yatak sayısından 3 katı kadar kapalı alanı 20 yılda yapıyorsunuz. Eski inşaat anlayışıyla hastanelerimiz ortalama 49 yaşında, şu anda 14 yaşında.” diye konuştu.

Dünyada nüfus başına en fazla yoğun bakım yatağı olan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Birinci, “Bu sebeple Kovid-19 sırasında bir tane insanı nefessiz bırakmıyorsunuz. Bizim nüfusumuza yakın ülkelerden 85 yaşın üstündeki insanları ‘hastaneye kabul etmiyorum’ diyen Kovid-19 dönemi ülkeleri var.” ifadelerini kullandı.

Birinci, salgın döneminde yaşlı nüfusa, gerektiğinde evlerine gidilerek hizmet verildiğini, ülkenin sağlık sisteminin böyle bir noktaya ulaştığını anlatarak, kamudaki yatak kapasitesine ilişkin bilgi verdi.

Hasta-hekim ve sağlık profesyonelliği ilişkisinin sürekli değiştiğini, Türkiye’nin de buna uyumlu hale gelmek zorunda olduğunu dile getiren Birinci, “Çünkü dünya mobil hale geliyor. Birçok teknolojik araç sizin hizmetinizin yerini alıyor. İnsanla aranızdaki ilişki, kalite, dinamik, standart her şey değişiyor.” değerlendirmesini yaptı.

Yaşlı nüfus, kronik hastalıklar gibi durumların hastalık yükünü artırdığını ifade eden Birinci, personel eksikliğinin dünyanın her tarafında yaşanan bir sorun olduğunu, bu konularda inovasyon yapılması gerektiğini bildirdi.

Birinci, “Öyle şeyler yapmanız lazım ki bu kaynaklar bu ülkeye yetmeli ve siz bu ülkede sağlık hizmeti vermelisiniz. Dünyada sağlığa başvuru sayısı en yüksek ülkelerden biri biziz.” dedi.

“Dünyadaki en büyük randevu sistemini kurduk”

Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, Türkiye’nin 2010’da dünyadaki en büyük randevu sistemini kurduğunu, ülkedeki herkesin bu sistemden en az bir defa faydalandığını ve şimdiye kadar 1 milyar 380 milyon randevu verildiğini söyledi.

Türkiye’deki sağlık sistemini tek bir finansal modelin altında topladıklarına işaret eden Birinci, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“2012’den bu yana ilaç takip sistemiyle, üretimden ya da gümrükten en son ilacı kullanan kişiye varana kadar bu süreci takip ediyoruz. İlaçlarla alakalı herhangi bir geri toplama ihtiyacı olduğu zaman ya da o ilaçla ilgili bir problem çıktığı zaman o ilacın kimde olduğunu, kimin kullandığını, kimi takip etmemiz gerektiğini, Türkiye’de hangi alanda ne kadar ilacın satıldığını, hangi ilacın daha çok tüketildiğini biliyoruz. Sürekli pazar analizi yapıyoruz. Eczanelerimiz günlük 79 milyon işlem yapıyor.”

“Biz yaparız, yaptık, sizler daha iyisini yapacaksınız”

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün, TEKNOFEST’te aldıkları sorumluluktan, yaptıkları icraatlardan memnuniyet duyduklarını ifade etti.

ASELSAN’ın 5 temel faaliyet alanı olduğunu belirten Görgün, “Haberleşme ve bilgi teknolojileri, mikro elektronik güdüm, radar elektronik harp sistemleri, savunma sistem teknolojileri ve savunma sanayinden elde ettiği tecrübeyi, tasarım ve mühendislik kabiliyetine uyguladığı ulaşım, güvenlik, enerji ve sağlık alanında ülkemizin teknolojik ve ekonomik bağımsızlığına katkı sağlamak üzerine yaptığı faaliyetlerimiz mevcut.” dedi.

Görgün, kurum olarak yaptıkları önemli çalışmalardan birinin de uzay faaliyetleri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Uzay faaliyetleri çerçevesinde TÜRKSAT 5B şu anda havada, dünyadan 36 bin kilometre uzaklıkta faaliyet gösteriyor. Savunma sanayinde elde ettiğimiz tecrübeyi sivil alanlarda uyguluyoruz. Bunun en güzel örneği yerli ve milli tren konfigürasyonunun ASELSAN tarafından gerçekleştirilmiş olması. Bununla birlikle kasım ayında servise sunulan Gayrettepe- Havalimanı metrosunun ASELSAN sistem çözümü olan sinyalizasyon sistemleriyle kullanımda olduğunu ifade etmek isterim.”

TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit de “İnsanımıza aşağılık kompleksi aşılıyorlar. ‘Biz yapamayız, onlar yapar, onlardan alalım en iyisini onlar yapar’. Yok öyle bir şey. Biz yaparız, yaptık, sizler daha iyisini yapacaksınız.” ifadelerini kullandı.

“Milli Uzay Programı ayakları yere basan bir program”

Delta V Uzay Teknolojileri AŞ Genel Müdürü Arif Karabeyoğlu da Türkiye’nin uzay tarihinin 1990’larda başladığını belirterek, şöyle konuştu:

“1990’ların öncesinde çok fazla bir aktivite yok. Olay nasıl başlıyor? Kendi telekomünikasyon uydularımızı atarak ve bunları işleterek başlıyoruz. 1990’larda TÜRKSAT 1B’nin fırlatılıp operasyon haline gelmesiyle Türkiye’nin uzay macerası başlamış oluyor. Bundan sonra TÜRKSAT 3’ler 4’ler 5A ve 5B fırlatılıyor. Daha sonra Göktürk-1 ve Göktürk-2 uydularımız atılıyor ve buralarda dünyayı gözetlemek tecrübesi ediniyoruz. Bu çok önemli bir kabiliyet. Hem de çok büyük uyduların inşaat ve testlerini yapabileceğimiz tesisler kuruyoruz. 5 puana kadar uyguladığını test edebileceğimiz tesisler. Avrupa’da böyle bir tesis çok sayılı diyebiliriz. Dolayısıyla Türkiye’nin böyle bir kabiliyeti var.”

Karabeyoğlu, yakın zamanda İMECE uydusunun uzaya atıldığını hatırlatarak, bunun çok önemli bir kabiliyet olduğunu belirtti.

İMECE’nin en büyük özelliği, içerisinde Türk mühendislerinin geliştirdiği birçok bileşen var ve bunların hepsini uzay tarihçesi kazandırıyor.” diyen Karabeyoğlu, şunları kaydetti:

“TÜRKSAT 6’yı çok yakında atacağız. Bu bir haberleşme uydusu. Aslında çok büyük, uzun ömürlü uyduların nasıl yapılacağını öğrenmiş olduk diyebiliriz. Çok yakın bir geçmişte uzay ajansımız kuruldu. Uzay ajansı neden önemli? Çünkü uzay ajansı, uzayı ciddiye alan ve bir hedef olarak belirleyen her ülkenin elinde olması gereken bir kurum. Çünkü bu uluslararası alanda çok çalışılan bir konu ve Türkiye’nin uzaydaki yüzü oluyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, altında kurulan bu misyonu çok güzel bir şekilde yerine getirmeye başladı diyebiliriz. Yine Şubat 2021’de Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Milli Uzay Programımız var. 10 hedefi olan aslına bakarsanız oldukça iddialı bir program. Basit bir program değil, ayakları yere basan bir program.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir